Bildiri Özetleri

YK-06
Spinal Anestezide Hipotansiyon Riskinin Belirlenmesinde İnferior Vena Kava Çapı ve Perfüzyon İndeks Değerlerinin Karşılaştırılması

Tolga Kansız, Hilal Ayoğlu, Bengü Gülhan Aydın, Rahşan Dilek Okyay, Gamze Küçükosman, Hüseyin Öztoprak, Özcan Pişkin

Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı, Zonguldak

GİRİŞ VE AMAÇ: Spinal anestezinin (SA) başlıca yan etkisi önemli morbidite ve mortalite sebebi olan hipotansiyondur. SA sonrası hipotansiyon derecesini periferik vazomotor tonus, volüm durumu ve sempatik aktivite belirlemektedir. İnferior vena kava (IVC) çapının ve perfüzyon indeks (PI) değerlerinin intravasküler volüm durumunu ve farklı anestezi uygulamaları sonrası hipotansiyon gelişme riskini değerlendirmede etkin olduğu gösterilmiştir. Çalışmamızda spinal anestezide hipotansiyon gelişme riskini belirlemede IVC çap ölçümleri ile PI değerlerinin karşılaştırılmasını amaçladık.

YÖNTEM: Etik kurul ve hasta onamları sonrası; >40yaş, ASA I-III, transüretral prostat rezeksiyonu uygulanacak 81 olguya rutin monitörizasyonu takiben PI ve pleth variability indeks (PVI) ölçümü için Masimo Root® probu (sol el işaret parmağına) yerleştirildi, değerler kaydedildi. Ultrasonografi ile bazal-IVC çapları (inspiryum sırasında; IVCmin ve ekspiryum sırasında; IVCmaks), bazal-IVC kollapsibilite indeks (IVCCI) değerleri ölçüldü. Damar yolu açıldıktan sonra, L3-4 aralığından %0.5’lik hiperbarik bupivakain (12-14mg) ile SA uygulandı. Bazal sistolik arter basıncındaki düşme oranının ?%25 olduğu hastalar hipotansiyon gelişen grup olarak belirlendi. IVC çap ölçümleri SA sonrası; 0 ve 5. dakikalarda ve operasyon bitiminde tekrarlandı. Hemodinamik parametreler, PI, PVI değerleri düzenli aralıklarla kaydedildi. Gerektiğinde efedrin-atropin uygulandı. İstatistiksel değerlendirmede Shapiro-Wilk, Mann-Whitney U, lojistik regresyon, ROC analizleri uygulandı.

BULGULAR: SA sonrası %39.5 sıklıkta hipotansiyon gelişti. Bazal-IVCmin ?0.99cm (AUC:0.644, p=0.018) ve bazal-IVCCI >%44.5 (AUC:0.628, p=0.047) olması SA sonrası hipotansiyon gelişimi için risk faktörleri olarak bulundu. SA sonrası IVCmaks, IVCmin değerleri hipotansif grupta düşük bulundu (p<0.05). Hipotansiyon gelişen ve gelişmeyen olgularda PI ve PVI değerleri açısından fark gözlenmedi. (Tablo-I-II-III, Grafik1,2,3,4,5).

TARTIŞMA VE SONUÇ: PI, periferik dokudaki pulsatil kan akımının nonpulsatil kan akımına oranıdır, stres, anksiyete ve supin pozisyondan etkilenebilmektedir. PVI, puls oksimetre dalga genişliğindeki solunumsal değişkenleri hesaplamada kullanılan algoritmadır. SA sonrası hipotansiyon riskini belirlemede vücut volüm durumunu yansıtan IVC çap ölçümlerinden IVCmin ve IVCCI değerlerinin kullanılabileceği, ancak periferal vazomotor tonusu gösteren PI ve preloadu yansıtan PVI değerlerinin hipotansiyon riskini belirlemede etkin olmadığı görülmüştür. SA sonrası hipotansiyon gelişme olasılığını öngörmek, daha etkin müdahale imkanı sağlayacaktır.



  Yazdır        Kabul Yazısı