SÖZ BİZDE OTURUMLARI

38. SEREBRAL PALSİ'Lİ ÇOCUK HASTALARDA PERİOPERATİF ANESTEZİ YÖNETİMİ


Dr Mehmet Özgür ÖZHAN Ankara Özel Çankaya Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Servisi

GİRİŞ
Serebral palsi (SP), perinatal dönemde hipoksi, iskemi, enfeksiyonlar ve intraventriküler kanamayla gelişen, zihinsel, duyusal ve motor bozukluklarla seyreden bir hastalık grubudur. Spastik, diskinetik, ataksik ve mikst tip olarak sınıflandırılır.

En sık kontraktür açılması, tendon uzatmaları, botoks enjeksiyonu, skolyoz cerrahileri, endoskopi, gastrostomi, nissen fundoplikasyonu, trakeostomi ve diş cerrahileri için yaptığımız anestezi uygulamalarımız hakkında genel bilgi verilmesi amaçlanmıştır.

TARTIŞMA
SP’de hastalığın şiddetine göre motor korteksteki tutulum spastisiteye, bazal ganglialardaki atetozise ve serebellumdaki ataksiye neden olmaktadır. Hastalarda epilepsi, zeka geriliği, görme - işitme kaybı, dikkat eksikliği ve duygulanım bozukluğu gözlenmektedir.

Gastroözefageal reflü, yutma kaabiliyetinde azalma, tükrük salgısını biriktirme, beslenme bozukluğu ve dehidratasyon gelişmektedir.

Etkili öksürük refleksinin olmaması ve kronik aspirasyon tekrarlayan pnömoniler ve kronik akciğer hastalıklarına neden olabilmektedir. Preoperatif dönemdeki solunum fonksiyon testleri uyumsuzluk nedeniyle genellikle yanıltıcıdır.

Önceki maruziyetlere bağlı lateks alerjisi gelişebilmektedir.

Spastisite, epilepsi ve motilite bozukluklarında kullanılan kas gevşeticiler, antikonvülzanlar ve prokinetik ajanlar anestezik ilaçlarla etkileşebilirler.

SONUÇ
Bu özel hasta grubunda şu özelliklere dikkat edilmesinin önemli olduğunu düşünmekteyiz:

Perioperatif anksiyete hasta ve ailesinde sık gözlenirken, premedikasyonda sedatifler dikkatle kullanılmalıdır.

Standart monitorizasyona, ısı başta olmak üzere, anestezi derinliği ve nöromuskuler monitorizasyonun eklenmesi yararlıdır. Hipotermi hızla gelişebilmektedir.

Damar yolu girişimleri zayıflık, dehidratasyon, spastisite ve kontraktürlerden dolayı oldukça zordur.

Ağız açıklığı kısıtlılıkları, diş deformiteleri ve sekresyonlarda artış ventilasyon ve hava yolu girişimlerini zorlaştırabilir.

Pozisyon hasarlarına karşı basınç noktaları desteklenmelidir.

Volatil anesteziklerin MAK değerlerinde %10-20 azalma, nondepolarizan NMB’lere artmış direnç söz konusudur. Enfluran, etomidat, ketamin, petidin ve tramadol epilepsi eşiğini düşürebilmektedir.

Postoperatif dönemde uyanma genellikle gecikmektedir.

Postoperatif ağrının değerlendirilmesi zordur. Aileyle iletişim kurmak, multimodal analjezide epidural analjezi ve lokal anestezik infiltrasyonlarını kullanmak etkilidir.

Ağrıyla tetiklenen epilepsi ve kas spazmlarına karşı antikonvülzanlara baklofen ve/veya diazepam eklenmesi gerekebilir.

Solunum fizyoterapisinin erken dönemde başlatılması morbidite ve mortaliteyi azaltmaktadır.


38. SEREBRAL PALSİ'Lİ ÇOCUK HASTALARDA PERİOPERATİF ANESTEZİ YÖNETİMİ


38. SEREBRAL PALSİ'Lİ ÇOCUK HASTALARDA PERİOPERATİF ANESTEZİ YÖNETİMİ 

Bu konu için bir sunum dosyası bulunmamaktadır.